KİLYAD’dan öğrencilere Çanta ve kırtasiye Yardımı

  

 Devamı

 AKPINAR Dergisi'nin Mart 2017 sayısı

Devamı

 

 

 

 

Cumhuriyet bizim yaşam tarzımız

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN !

Devamı

 Şeyh Mehmed Vakıf Efendi

 Devamı

 

 KİLYAD Genel Kurulu Yapıldı, EFE güven tazeledi.

 Devamı

Derneğimiz
  Dernek Tüzüğü
  Kurucu Üyeler
  Dernek Organları
  Üyelik Başvuru Formu
  Ziyaretçi Defteri
Kilis Hakkında
  Tarihçe
  Coğrafi ve İdari Yapı
  Ekonomi
  Kültür
  Turizm
  Eğitim
  Spor
  Kilis Yemekleri
  Basında Kilis
  Telefon Rehberi
  İlçeler

"Yardımlaşma; dostluğun direği, insanlığun gereğidir." Derneğimize yardımlarınızı bekliyoruz.

   Nazan Sezgin'in kaleminden   Kilisli Muallim Rif'at Bilge

Hava Durumu



Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  1405236
Bugün Ziyaretçi :  807
Aktif Ziyaretçiler :  26

TARİHSEL BELGE / METİNLERDE  KİLİS
 
Çivi yazısı ile yazılmış bir Asur betiğinde "Ki-li-zi" yerleşiminden söz edilmekte, buranın da bugünkü "Kilis" olduğu görüşü oldukça yaygındır.
Martin HARTMAN eski Kilis yerleşiminin bugünkü Kilis kent merkezinin güneydoğusunda "Tarzimehan" yöresi olduğunu belirtir.
Richard  KİEPERT de  esli Kilis'i, bugünkü yerleşimin 3 kilometre güneybatısındaki "İlizi Bahçesi (İllizi Baghtshesi) olarak  gösterir.
Roma İmparatorluğu kaynaklarında "Ciliza sive Urmagiganti" sözüyle geçen yöre, YAKUT'un Mu'cemü'l-büldun ve Halil bin Şahin EZ-ZAHİRİ'nin Zübdetü Keşfi'l-Memalik adlı yapıtında   Azaz'a bağlı bir köy olarak belirtilmiştir.
1519 tarihli Osmanlı Devleti Tahrir Defteri'nde de kentin adı "Killiz" biçiminde yazılmıştır.    
Prof.Dr.Bilge UMAR "Türkiye'deki Tarihsel Adlar" adlı yapıtında "Kilis" hakkında yaptığı araştırmayı " .ilk kez Arap tarihçi Kudama Bin Cafer'in 928 dolaylarında kaleme aldığı yapıtında, Arap Devlet'nin Doğu Roma İmparatorluğu sınırında bir kalesi olarak, 'El Kilis' diye anılıyor (Honigman, s.40).Kentin 985 yılında İmparator Bardas Phokas eliyle alınmasının sözünü eden diğer bir Arap tarihçi, Yahya bin Said el Antak'i, Kilis adını 'Killia' diye vermiştir  (Honigman, s.103.3). Bu adın kökenini, öz biçimini, anlamını saptayamadım."  sözleriyle açıklar.
Padişah Kanuni Sultan SÜLEYMAN döneminde CANBOLAT BEY'e ocaklık verilen Kilis, yaklaşık 1500 kişinin yaşadığı, altı mahalle (Kana, Kıbeliye ,Çukurfasl, Hacıgökçe / Meşhedler, Kızılca, Sübbad)  ve 314 haneden oluşan "nefs" statüsünde bir yerleşim birimiydi.
1519 tarihli Tahrir Defteri kayıtlarına göre Halep eyaletinin merkez sancağı olan Kilis'te altı mahalle (Kana, Kıbeliye ,Meşata / Çalcıyan ,Kızılca, Sübbad) 576 hane bulunmaktaydı. 49 Hıristiyan olmak üzere 3500 kişinin yaşadığı bu kasabada (nefs) altı ayrı yerde "Cuma (Cuma Namazı)" kılınırdı.
Ayn ALİ EFENDİ Kavanin-i Al-i Osman adlı çalışmasında Kilis'in, XVII.Yüzyılda Halep eyaletine bağlı livalardan birinin merkezi  olduğunu; Katip ÇELEBİ de, Cihannüma adlı yapıtında bu görüşe katıldığını ve yörenin "valide sultanlara has" olarak verildiği belirtir.
Kilis'i uzun uzun anlatan Evliya ÇELEBİ Seyahatnamesi'nde kentin harap durumundaki kalesinden;  sekiz kapılı (bu kapıların adları: Büyük Tedribe, Küçük Tedribe ,Ayn Tedribesi, Akharan Tedribesi, Alçak Tedribe, Çulha Tedribesi ,Yusuf Çelebi Tedribesi) surlarından ve 30 camisinden söz ederek; burada beş mahalle bulunduğunu  4660 insan yaşadığını anlatır.
"Kilis Şehri, Halep eyaletinde sancaktır. Fakat Valide Sultan hassıdır. Yetmiş yük akçe ile iltizam olunur. Üç yüz payesi ile sadaka olunur şerif bir kazadır. Sancak Bey'ine adalet üzere seksen bin kuruş hasıl olur. Kadısına yedi bin kuruş hasıl olur. Kalesi virandır. Ama Celali ve Cum Kürtleri korkusundan şehrin dört tarafı kale gibi kerpiç duvarla çevrilmiştir. Evliya ÇELEBİ, Seyahatname"
Vitali CUİNET XIX.Yüzyılın sonlarında Kilis'in  sanayi, ticaret ve kültür kenti olduğunu vurgulayarak; kentte 15.000 Türk olmak üzere 20.000 kişi yaşadığını, 47 cami, 12 mescit, 24 medrese, 3 kilise, beş hamam, 740 dükkan, 7 han, 11 fırın, 120 kumaş işliği, 15 kıraathane (kahvehane), 1 eczane ve  4100 hane bulunduğunu anlatır. 
EVLİYA ÇELEBİNİN GÖZÜYLE:
Kilis tarihi deyince akla ilk gelen kaynak, Evliya Çelebi' nin seyahatnamesidir. En gerçek belge kabul edilebileceğimiz bu eserde Kilis hakkında şu bilgilere rastlıyoruz; Kilis Halep' in batısındadır, bir kalesi vardır.( Bugün belirtilen bu kaleden en ufak bir ize rastlamıyoruz.) Kilis ve Azez sancak olup, Valide Sultan' ın hasıdır. Yine Evliya Çelebi eserinden, şehrin dört tarafı kale şeklinde yüksek duvarlarla çevrili olduğunu yazar, bu duvarlar kerpiçten yapılmıştır.
Şehre sekiz kapıdan girilir. Bu kapılar demirli değildir. Kalenin önünde hendekler yoktur. Şehrin (5) beş mahalle, (4.660) dörbinaltıyüzaltmış evden ibaret olup, nüfusunun 24.000 olduğunu yazar. Bu bilgilerin 1648 yılında yazıldığını düşünecek olursak Kilis' in çok eski bir yerleşim ve büyük bir şehir olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Canbolatoğlu Camiinden övgü ile söz edilerek bunun güzellik ve ihtişamda Arabistan' da ki benzerliklerinden geri kalmadığını yazar. Sonra diğer camilerden övgü ile söz edip Han ve hamamların özelliklerini yazar.
Kilis  doğası ve yerleşmeye elverişli coğrafyası nedeniyle tarihsel süreç içerisinde  pek  çok  kavme   (Babil, Hitit, Huri-Mitanni, Arami,Asur, Pers, Makedonya, Roma Bizans, Selçuklu, Memluk/ Kölemen,Osmanlı) ev sahipliği yapmıştır.
Kent merkezinin 5 km kadar güneydoğusundaki Oylum Höyük'te sürdürülen arkeolojik kazı çalışması sonuçlarına göre, yörenin tarihi Geç Kalkolitik  Çağa (M.Ö: 3500-3000)  kadar dayanmaktadır.
Ele geçen Hitit kaynaklarına göre M.Ö:1460'lı yıllarda Halep Krallığı'na bağlı olan yöre Hi- 
tit kralı II.Hattuşaş döneminde (M.Ö:1420-1400) Halep ile birlikte Hitit egemenliğinden çıktıysa da, kral II.Suppililuma'nın (M.Ö:1190-1180) Suriye seferinde tekrar Hitit İmparatorluğu'na bağlandı.
M.Ö:1200 tarihinde Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra önce Aramilerin (M.Ö:XIII.Yüzyıl-VI.Yüzyıl),  M.Ö:1100'de de kral II.Tiglat-Pileser  döneminde Asurların eline geçen yöre, önce Pers kralı Darius'un batıya (M.Ö:521-485), sonraki yıllarda da Makedonya kralı Büyük İskender'in  (M.Ö:336-323) doğuya yayılma politikaları çerçevesinde, bu uygarlıkların sınırları içersinde kalmıştır.
Büyük İskender'in ölümünden sonra (M.Ö:323) yaklaşık 227 yıl Selevkosların / Selefkiler
(M.Ö:281-64) egemenliği altında kalan Kilis ve yöresi M.Ö:64 yılında Roma İmparatorluğu'na
bağlandı ve  adı Ciliza sive Urmagiganti oldu.
Roma İmparatorluğu'nun  395 yılında ikiye ayrılması sonucu Doğu Roma  dolayısıyla Bizans toprakları içinde kaldı ve Halep'le birlikte Bizans İmparatorluğu'nun Suriye Theması'na bağlandı.
Halife Hz.Ömer zamanında 636 yılında Ebu Ubeyde Bin Cerrah (Ebu Ubeydet-ibn-il Cerrah) tarafından İslam topraklarına  katılarak,  sınır bölgesi  kentlerinden biri oldu. 
V.Yüzyıldan sonra eski önemini yitiren Kilis ve yöresi, XI.Yüzyıla kadar Hıristiyan Bizansla Müslüman Araplar arasında sürekli el değiştirdi.
Bu süreçte Müslümanlığı kabul eden kimi Türk kavim ve boyları (özellikle Horasan, Türkistan kökenli Oğuzlar), Abbasiler'in denetimine girerek; "Sügur (sınırlar,düşman ağzı olan yerler)" , "Avasım (sınır kentleri)" ya da "Uç  Bölgesi" adı verilen yörelerde, bölgelerde iskan edildiler.
"Şam Ucu" adıyla bilinen Kilis ve yöresine (A'zaz/Azez,Kuros,Anazarba,Ravanda) de savaşçı, dizdar (kale,sınır bekçisi), der-bend ağası (sınır, karakol bekçisi), murabıt  (ibadetine düşkün kişi, şeyh, derviş), zahid (dindar,sofu)  gibi nitelikleri taşıyan Türk boyları  yerleştirildi.
985 yılında tekrar Bizans egemenliğine giren bölge, XI.Yüzyılda Haçlı Ordularınca istila edildi ve Urfa Haçlı Kontluğu'na bağlandı.
1124 yılında Artuklu (1101-1231) ve  Eyyübi (1171-1348) egemenliklerinden sonra bölgeyi eline geçiren Kölemenler (Memluk Devleti,1250-1516); Anazarba, Azez, Kilis ve Ravanda kalelerini onardı;  bugünkü Kilis kent merkezinin bulunduğu yeri, alışveriş / ticaret merkezi yaptı.
266 yıl süren bu egemenliğe Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, 24. Ağustos 1516 yılında Mercidabık' ta (bugünkü Yavuzlu yöresi)  Memluk ordusunu yenerek, son verdi ve bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı.
 
 
 

 

Yazarlar
M. Yahya EFE

Cumhuriyet bizim yaşam tarzımız
Hüseyin TOPRAK

BAYRAMINIZI KUTLAMIYORUM
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok!
Mehmet KADIOĞLU

MİRAÇ MUCİZESİ
Kebire KAYABAŞ

Bayramınız kutlu olsun…
Atilla YÜNCÜOĞLU

Bu gönül varya...
Harika ÖREN
Meryem DEMİR

Bir Bilge Kişiyi andık…
Gonca TOKUZ
Ahmet BARUTÇU
Nejat TAŞKIN

EFE; Kanal a9TV'de "Birlik Zamanı" Programında,

Yazar Sami Kabasakaloğlu'un Tarihi Romanı

GENEL KURUL DUYURUSU

DUYURU
TRT Şef ve Sanatçılarının yönettiği, Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği Korolarımıza, her yaşta sesi güzel bay ve bayanlar alınacaktır. İlgilenenlerin;
ön görüşme yapmak için, aşağıdaki telefonlara müracaat etmeleri duyurulur.
Derneğimizde; Ud ve Bağlama dersleri de verilir.
*
Tel:
0.533- 680 87 16
0.532- 435 83 99 
 

Maço'muzu kaybettik!

Biz seni çok sevdik Maço

 

Her Hakkı Saklıdır. Kilis Yardımlaşma Derneği © 2009